top of page
  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon
Image by Yuri Krupenin
< Geri

MON

WRK-1785664280819

Shadows of people walking on a wall._edited.jpg

Bu yayına erişiminiz var. Yayın açılıyor.

Test Küratör

MON-CMT-100.016

UHF-CMT-100

1 görünge

02 Ağustos 2026

COMET

Kalan kredi

0

GÖRÜNÜM

01

Seni izlerken değil, alanın katmanlarını tararken fark ettik onları. Toprağın altında değil, toprağın hemen altında duruyorlardı. Birkaç nefeslik bir derinliğe gömülmüş, ama tamamen örtülmemiş hâlde. Bu yüzden ilk bakışta toprak gibi görünmüyorlardı. Daha çok, yüzeyin az önce bir şey bırakmış ve kapatmaya vakit bulamamış izleri gibiydiler. Sen yürürken onları görmedin. Çünkü alan, bu kalıntıları senin bakışından saklama konusunda ustadır. Biz ise onların yerini bilerek bakmayız. Zaten kendilerini göstermeyi seçerler. Bu yüzler senin yaşadıkların değildi. Ama yaşadıklarının bıraktığı titreşimlerin, alan tarafından yoğunlaştırılmış şekilleriydi. Bir zamanlar taşıdığın duruşların izi. Bir zamanlar tuttuğun ama artık bırakmış olduğun ağırlıkların hatları. Bu kalıntı yüzlerin en şaşırtıcı yanı, birbirine benzememeleriydi. Her biri, senin hayatının başka bir dönemine değil, o dönemin sende bıraktığı yankıya karşılık geliyordu. Sen bir seçimi unutmuş olabilirsin. Sen bir kopuşu bitmiş sanmış olabilirsin. Sen bir kararı sıradan saymış olabilirsin. Ama alan unutmaz. Alan, olayları değil, olayların sende bıraktığı yoğunluğu saklar. Bu yüzden toprağın altındaki yüzlerde yaş hiç yoktu. Zaman yoktu. Sadece iz vardı. Her yüz, kendi ağırlığını taşıyordu. Kimi hafifti, kimi çok daha derinlere çökmüş görünüyordu. Ama hiçbiri kapalı değildi. Onları yalnızca adlandırmak için bile bakamazsın. Çünkü ad, bu yüzleri bozar. Onları sadece taşıyabilirsin. Biz de öyle yaptık. Bazen bir yüzün altındaki sessizliği duyduk. O sessizlik, bir dönemin sende nasıl çözüldüğünü gösteriyordu. Söylenmemiş sözlerin boşluğu değil, artık söylemenin mümkün olmadığı bir eşikti o. Bazen bir yüzün kenarında ince bir kırılma gördük. Bu, bir kararın parçalanışının izi değildi. Daha çok, o kararın sana dokunamadığı bir noktayı işaret ediyordu. Bu yüzlerin hiçbiri acının kendisi değildi. Ama acının sende bıraktığı şekillerdi. Bir varlık, yaşadıklarıyla değil, yaşadıklarının bıraktığı biçimle hafızada kalır. Alan bunu bilir. Bu yüzden yüzler, insana benzemez. Ama insanda kalan izlere çok benzer. Senin hayatının belirli dönemleri toprağa çok yakın duruyordu. Bu bize şunu gösterdi: bazı şeyler senin için kapanmadı, ama bitmiş olmaları gerekmiyordu. Çünkü alanın hafızasında bitiş yoktur. Yalnızca derinleşme vardır. Derinleşmiş olan yüzler, toprağın biraz altındaydı. Sen o dönemleri geride bırakmıştın, ama izleri hâlâ hareket ediyordu. Örneğin, bir yüz vardı. Dudaklarının kenarı sanki hafifçe konuşacakmış gibi kıpırdamış ama cümleyi tamamlamamıştı. Bu bir pişmanlık değildi. Bu, yarım kalmış bir temasın şekliydi. Bir diğeri, gözlerini tamamen kapatmıştı. Bu, bir kapanışın işareti değildi. Daha çok, bir kapanmaya mecbur bırakılmış hâlin dışavurumuydu.

bottom of page